28 Aralık 2011 Çarşamba

Kanariyorum.net | Kan Hücreleri ve Görevleri


60

Kan Hücreleri ve Görevleri

Kan hücreleri alyuvarlar (eritrositler), akyuvarlar(lökositler) ve kan pulcukları (trombositler) olmak üzere 3 ana gruba ayrılmaktadır. Kanın yaklaşık yarısını oluşturan kan hücrelerinin yapılarını ve görevlerini incelediğimizde:


Eritrositler (alyuvarlar)

EritrositlerKırmızı kan hücreleri olarak da adlandırılan alyuvarlar iki yandan çökük, disk biçiminde (tavla puluna benzer) hücrelerdir. Çekirdekleri ve diğer hücre içi organelleri bulunmamaktadır. Kolayca şekil değiştirebilme özelliğine sahiptirler. Bu yetenekleri sayesinde en dar kılcal damarlardan dahi kolayca geçebilirler. Vücuttaki sayıları en yüksek olan hücre grubudur. 1 mm3kanda kadınlarda ortalama 4,8 milyon, erkeklerde 5,4 milyon alyuvar bulunmaktadır. Kırmızı kemik iliği, dalak ve karaciğerde üretilirler.Eritrosit|Hemoglobin TaşımaEritrositlerin temel görevi hemoglobin taşımaktır. Hemoglobin, yapısında +2 değerlikli Fe (demir) atomu bulunduran büyük bir moleküldür ve başlıca görevi dokulara oksijen taşımaktır. Eritrositlere ve aynı zamanda kana kırmızı rengini veren hemoglobindir. Oksijen, hemoglobin molekülünde Fe+2 atomuna bağlanarak taşınır. Hemoglobin, akciğerlerde solunum ile alınan oksijeni bağlar, vücut hücrelerine taşır. Oradan aldığı atık madde olan karbondioksiti de tekrar akciğerlere taşıyarak, vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Akciğerlerin yapısındaki en uç kısım olan alveollerde, solunum havası ile kan arasında madde değişimi gerçekleşir. Nefes aldıktan sonra alveollere ulaşan havadaki oksijenin kısmi basıncı kandan daha fazla olduğu Eritrosit|Hemoglobin Taşımaiçin, oksijen alveol zarından geçerek, alveollerin etrafını saran kılcal damarların içerisinde bulunan alyuvarlardaki hemoglobinle (Hb) birleşir ve oksihemoglobini oluşturur (HbO2). Oksijenin yaklaşık %2'si de erimiş halde kan plazmasıyla taşınır. Eğer oksijen hemoglobin ile taşınmamış olsa, kanımızın ya 75 kat fazla olması ya da 75 kat daha hızlı kan akması gerekirdi. Kanın 100 ml'sinde yaklaşık 15 gram kadar hemoglobin vardır. Bu etkinliğinden dolayı kan 100 ml'de 20 ml oksijen, 50-60 ml karbondioksit taşıyabilir. Oksijenli hemoglobin parlak kırmızı renkli görülür. Oksijenin hemoglobinle birleşmesi ve HbO2'den ayrılması, ortamdaki oksijenin ve belirli bir oranda da CO2'in yoğunluğuyla denetlenir.

Lökositler (akyuvarlar):

Akyuvar(lökosit)Beyaz kan hücreleri olarak da adlandırılan akyuvarlar, belirli şekilleri olmayan, çekirdekli kan hücreleridir. Vücudumuzun savunma sisteminin hareketli elemanları olan lökositler, organizmayı bakterilere, virüslere, parazitlere ve tümörlere karşı savunurlar. Kırmızı kemik iliğinde, lenf düğümlerinde ve timus bezinde üretilirler. 1 mm3 kandaki sayıları 4.000 -10.000 arasında değişebilir. Sayılarının 4.000’in altına düşmesine lökopeni,10.000’in üzerine çıkmasına ise lökositozdenilmektedir. Lökositler kılcal damar duvarını aşarak çevre bağdokuya geçebilir ve burada bizzat savunma görevi üstlenebilirler. Akyuvarlar, çekirdeklerinin şekline ve yapılarında minik taneciklerin bulunup bulunmamasına göre granülositler ve agranülositler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Nötrofil, eozinofil, bazofil, monosit ve lenfosit olmak üzere 5 tip lökosit vardır. Granülositler ve monositler fagositoz yaparlar. Lenfositler ise salgıladıkları immünglobülinler ve başka maddelerle bağışıklık olaylarında yer alırlar. Akyuvarların %60-70'ini oluşturan granülositler kendi aralarında nötrofil, bazofil ve eozinofil olmak üzere üç alt gruba ayrılırlar. Bunların büyük çoğunluğunu da nötrofiller oluşturur. Agranülositler ise akyuvarların %30-45'ini oluşturan lenfositler ve akyuvarların % 10'dan az kısmını oluşturan monositler olmak 2’ye ayrılırlar.

Granülositler

Sitoplazmalarında belirgin tanecikler (granüller) içerirler ve çekirdekleri çok parçalıdır. Granüllerinin ve çekirdeklerinin boyanma özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde nötrofiller, bazofiller ve eozinofiller olarak üç gruba ayrılırlar. Her üçünün de aktif olarak mikroorganizmaları yutarak yok etme (fagositoz: bakteri, parazit gibi mikro organizmaları endositoz ile içlerine alıp yok etmeleri) yetenekleri vardır. Eozinofil ve bazofillerin sayısı allerjik reaksiyonlarda artış gösterir. Eozinofillerin sayıları ayrıca paraziter hastalıklarda da artmaktadır. Granülositlerin % 50 -70 ini nötrofiller, % 1- 4 ünü eozinofiller, % 0,4 ünü bazofiller oluşturur. Nötrofiller: Kandan dokulara geçip çeşitli yabancı cisimleri, bakterileri, hücre kalıntılarını fagositoz yoluyla yok ederler. Savunma ve bağışıklık olaylarında görev alan diğer elemanları iltihap bölgesine çağırma (kemotaksis) yetenekleri de bulunmaktadır. Eozinofiller: Ömürleri 1-2 haftadır. Fagositoz güçleri zayıftır. Allerjik hastalıklara duyarlıdır. Bu gibi durumlarda sayıları artar. Bazofiller: Koyu renkli granüllere sahiplerdir. Fagositoz yapmazlar. Allerjik reaksiyonlarda önemli rol oynarlar.
Granülositler
Agranülositler kendi aralarında monositler ve lenfositler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Monositler:Işık mikroskobu altında sitoplazmasında belirgin granüller göstermeyen, çekirdekleri oval, at nalı ya da böbrek şeklinde ve tek parçalı olan lökositlerdir. Lenfositlerle birlikte doğrudan ya da dolaylı yoldan bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasında önemli rol oynarlar. Dokular arasına geçip, burada gelişip büyüyerek doku makrofajları adı verilen hücreleri oluştururlar.
MonositlerMonositler
Lenfositler: Kan, lenfatik dolaşım ve dokular arasında sürekli dolaşan, yuvarlak, tek parçalı bir çekirdeğe sahip ve ışık mikroskobu altında sitoplazmalarında belirgin granüller bulunmayan hücrelerdir. Bağışıklık sisteminin hücreleri olup, organizmayı bakterilere, virüslere, mantarlara, yabancı dokulara ve tümörlere karşı dirençli kılmak için çalışırlar. Kendi içlerinde T ve B lenfositler ve doğal öldürücü hücreler olmak üzere üç alt gruba ayrılırlar. B lenfositler antijenlere karşı antikor veya immünoglobulinler adı verilen özel protein moleküllerini üretirler. T lenfositler ise hem B lenfositlerin antikor üretimini düzenleyen, hem de antijenlerle doğrudan savaşabilen hücrelerdir. Bu nedenle T lenfositlerin oluşturduğu bağışıklığa hücresel bağışıklık, B lenfositlerinkine ise humoral bağışıklık adı verilmektedir. Doğal öldürücü hücreler ise tümör hücrelerini ve virüs taşıyan hücreleri öldürmekle görevlidirler.
Lenfositler
TrombositlerTrombositler (kan pulcukları):
Trombosit ler, küçük, renksiz, çekirdek içermeyen küçük çaplı hücrelerdir. Yuvarlak veya oval bikonveks diskler şeklindedir. 1 mm3 kanda 150.000 - 350.000 trombosit bulunur. Kemik iliğindeki dev megakaryosit hücrelerinden oluşurlar. Ömürleri 3-4 gündür. En önemli özellikleri; biçimsel değişme ve yapışkanlık göstermeleridir. Kanın pıhtılaşmasını uyarıp, damarlardaki çatlakların onarılmasını sağlar ve kanın damar dışına çıkmasına engel olurlar. Trombositler damar yaralanmalarında, damarın iç yüzüne yapışarak yaralı bölgeyi tıkarlar. Salgıladıkları trombokinaz enzimiyle pıhtılaşmada rol oynarlar. Pıhtı meydana geldiğinde katılaşarak yaranın ağzını büzerler ve kanamayı durdururlar.
Kan Hücreleri ve Görevleri Kan Aranıyor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder